|
Sektörel Örgütlerin Temsilcileri,Yurtdışı Pazarlardan Ümitli
Her yıl yayınladığı ve Türk mobilya
endüstrisinin ihracat rehberleri olan
FURNITURK ciltleri ile imalatçılarımızı
uluslararası fuarlara taşıyan EKİN Yayın
Grubu, sektörün yurtdışına dönük yüzünü
temsil eden sorumlu yayıncılığın
bilinciyle, Uluslararası İstanbul Fuarı
sırasında “TÜRK MOBİLYA SEKTÖRÜNÜN
ULUSLARARASI PAZARLARDA REKABET
İMKANLARI” adlı bir panel düzenledi.
Akademisyenler, firma ve sektör
temsilcileri ile basın mensuplarının
hazır bulunduğu ve yayın grubumuzun
imtiyaz sahibi Nesip Uzun’un yönettiği
panele OMSIAD Başkanı Adem YILMAZ ile
MUDER Başkanı Ali AYÇENK katıldılar.
Konuşmacılar panelde, sektörün durumu,
üretim ve ihracat verileri, rekabet
koşulları, sorun ve çözümleri ile dış
pazar şansları hakkındaki görüşlerini
dile getirerek, dinleyicilerin bu
konulardaki sorularını yanıtladılar.
Panel, TÜYAP
Fuar ve Kongre merkezi’nin Karadeniz
Salonu’nda, 1 Ekim 2005 Cumartesi günü
saat 14.00’te, yayın Grubumuzun imtiyaz
sahibi Nesip Uzun’un yaptığı açılış
konuşması ile başladı.
Sözlerine
konunun bir panelin süresi ile
sınırlandırılamayacak kadar önemli
olduğunu vurgulayarak başlayan Uzun,
Türkiye’nin, rekabetin giderek kızıştığı
bir ülke olarak, önümüzdeki süreçte bunu
Türk girişimcilerinin lehine
dönüştürebilecek günlere gebe olduğu
belirtti ve andından sektörün bu
potansiyeli iyi kullanması gerektiğine
dikkat çekti. Konuşmasında sektörün
buluştuğu Milano, Köln, Paris gibi
Avrupa fuarlarında Uluslararası İstanbul
Mobilya Fuarı’nda görülen ürün
çeşitliliği ve tasarım zenginliğinin çok
ötesinde ürünler bulunmadığının altını
çizen Uzun sözlerine şöyle devam etti:
“2005
yılı Avrupa mobilya fuarlarının en
önemli partneri Türk mobilya sektörü
olmuştur”
Türk
mobilya sektörü son 10 yılda ulaştığı
çok yönlü boyutlarıyla bölgede etkili
bir güç olduğunu kanıtlamıştır. Bu öyle
bir güç ki, 2005 yılı Avrupa mobilya
fuarlarının en önemli partneri Türk
mobilya sektörü olmuştur. Gerek
katılımcı gerek ziyaretçi açısından Türk
mobilya sektörü Avrupa, Orta Doğu ve
yakın bölgelerdeki fuarlara tam bir
çıkartma gerçekleştirmiştir.
“Avrupa’da üretim gerileyerek asli bir
unsur olmaktan çıkmıştır”
Avrupa’da
genel anlamda gerileyen üretim, mobilya
sektörüne de yansımış ve gerek yonga
levha, mdf, panel sektöründe gerekse
aksesuar ve yan sanayi sektöründe üretim
asli unsur olarak artık Avrupa’nın
projelerinden çıkmıştır.
Türk
mobilyasının, kalite çıtası açısından
Uzak Doğu ürünlerine olan üstünlüğü
Avrupa’da rekabet şansımızı daha da
artırmıştır. Bunun yanında Orta Doğu ve
yakın bölgelerdeki ihracatımız her yıl
daha da artmaktadır.”
Panelde
ikinci olarak söz alan
OMSİAD Başkanı
Adem Yılmaz da sektörün
gelişimi ve sektörel arenada yaşanan
sorunlardan bahsetti:
“Ofis mobilya pazarında Türkiye dünyada
ilk 7, Avrupa’da ise ilk 5 sırada”
“Mobilya
sektörünün yıldızının parlama dönemleri
1980’lerden sonra oluşmuştur. Aslında
1960’larda yok satan birkaç firmanın
dışında, hiçbir kuruluş sektöre cesaret
edip girememiştir. Ama bugün bu sektöre
giren firmalar inanılamayacak aşamalar
kaydetmiştir.
İkinci
kuşağın devreye girmesiyle özellikle dış
pazarlara açılabilme cesareti gösteren,
lisan bilen ve bununla birlikte de görgü
ve kültürlerini birinci kuşaktan daha
ilerilere taşıyan gençlerimizin bu
başarıda imzası olduğunu düşünüyorum.
Onlar dünyada ilk 7, Avrupa’da ilk 5’e
yerleştiler. Bu veriler Avrupa ülkeleri
içinden tek OMSİAD’ı üye olarak kabul
eden Avrupa Mobilyacılar Birliği’nin
bize ilettikleri sıralamalardır.
Böylesine büyük bir başarı, sektörün
dünya pazarlarından da aldığı payı
artırmasını gerektirmektedir.
“ihracat yaptığımız ülke rakamı ise
93’e çıkıyor. Bu büyük bir başarıdır”
İhracatçılar
Birliği Yönetim Kurulu Üyesiyim.
İhracatçılar Birliği’nde mobilya
sektörünün tamamıyla ilgiliyim. Orada
edindiğimiz veriler ışığında bilgiler
sunuyorum. Bugün Türkiye’deki ofis
mobilya sanayinin 80 ülkeye ihraç yapar
hale gelmesini bazı arkadaşlarımız
inandırıcı bulmamışlardı. Bu bizi çok
üzmüştü; fakat önümüzdeki ay ihracat
yaptığımız ülke sayısı 93’e çıkıyor. Bu
büyük bir başarıdır.
“Türkiye’nin 280 milyon dolar ciro
ihracat rakamıyla, dünyadan aldığı
pazar payları son derece düşük”
93 ülkeye
ihracat yapan sektörün buradan aldığı
payı değerlendirdiğimizde; Çin’in 113
milyar dolar , İkinci sırada yer alan
İtalya’nın 102 milyar dolarlık ihracat
yaptığını düşünerek Türkiye’nin 280
milyon dolar ciro ihracat rakamıyla
dünyadan aldığı pazar paylarının son
derece düşük olduğunu görürüz.
“Genele bakıldığında devlete kayıtlı 480
bin firmanın olduğunu göreceksiniz”
Ofis mobilya
sanayi ve diğer mobilya sanayilerini
birleştirdiğiniz zaman devlete kayıtlı
480 bin firmanın olduğunu göreceksiniz.
Her firmada üçer kişinin çalıştığını
varsaydığımızda tekstilden sonra en
büyük istihdamı yaratan sektörün
“mobilya” olduğunu göreceksiniz.
“Hazır olmadan dış pazarlara açılan,
ürün taklit eden firmaların ülke
sektörüne zarar verdiği bir gerçektir”
Bir çok
firmamız dünyanın dört yerindeki
fuarları dolaşmaktadır. Özellikle A.B.D
başta olmak üzere önemli fuarlarda
ürünlerini sergileyen önemli
firmalarımızın önde gelen bazı isimleri
çıtamızı yükseltmektedir. Hazır olmadan
dış pazarlara açılan firmaların ise ülke
sektörüne zarar verdiği bir gerçektir.
Bu gerçekten maalesef pay almaktayız,
ürün taklit ederek kötü kopyayla
ürünlerini yurtdışı fuarlarda sergileyen
firmalar ülkemize zarar vermektedir.
Bunu Almanya’da Köln’de, Fransa’da
yaşadık. En son mobilyanın çok ama çok
rekabet ettiği Dubai’de gördük ki bu
firmaların hazır olmadan yurtdışına
çıkmaları kesinlikle kendilerine ve
bizim ülkemize zarar vermektedir.
“Bugün
ülkemiz mobilya sanayinde bölgesel
liderliğe koşmaktadır”
Bilindiği
gibi Avrupa’da, İngiltere, Almanya,
Fransa başta olmak üzere bir çok ülke
yüksek maliyetlerden dolayı mobilya
üretimlerine son vermiştir.
Bunların
çoğu Bulgaristan, Romanya, Polanya,
Çekoslavakya’da, bir kısmı da Çin’de
üretim yapmaktadır. Başarısız
üretimlerden ağzı yanan firmalar tekrar
Türkiye’ye dönmüş durumdadır. Geçtiğimiz
haftalarda İtalyan devletinin bizim
derneğimizi İtalya’ya davet ederek
“Birlikte ne tarz işler yapabiliriz ?”
demelerindeki gerçek de buydu.
“Berlusconi’nin Türkiye’ye yapacağı
ziyarette yaklaşık 80 mobilya firması
işbirliği için Türkiye’ye gelecek”
Bu işbirliği
için gelecek olan firmalarla çok iyi
diyalog kurup onların isteklerini değil
bizim isteklerimizi kabul ettirmek
mecburiyetindeyiz. Onlar Türkiye’yi
basamak yapıp pazarında kullanmak
isteyeceklerdir. Bizler de tam tersi
içerideki sığ olan pazarda size pay
veremiyoruz. Biz sizin üretiminizi
yapmak istiyoruz mesajlarını vermemiz
gerekmektedir. Şayet biz bu mesajları
sağlıklı iletirsek onların da ekmeğine
yağ sürmüş oluyoruz, çünkü onlar da
Çin’den kurtulacaklar veya başarısız
üretim yapan Bulgaristan, Romanya gibi
ülkelerden de sıyrılmış olacaklar.
Bazı
meslektaşlarımız yan sanayicilik ya da
onlara parça yapmanın çok doğru
olmayacağını söylüyorlar. Ben de bunu
kabul ediyorum ama başlangıçta basamakları çıkarken bunları da yapmakta
yarar var diye düşünüyorum.
“Marka olmak için bazı kriterleri yerine
getirmek lazım, birdenbire marka
olunmuyor”
Tabiki marka
olmak ileriki yıllarda bizim
hedeflerimizden biri olacaktır. Ama
birden bire markalı olunmuyor. Markalı
olabilmek için bazı kriterleri yerine
getirmek gerekiyor; yani işi iyi
öğrenmek gerekiyor.
Bugün Çin
ihracatta 113 milyar dolara ulaşırken,
ilk yaptıkları iş İtalyanların
tasarımlarını onlara çok ucuza
uygulayarak fasonculuğunu yapmaktı ve bu
sayede kendilerini belli bir noktaya
getirmişlerdi. Bugün Çin İtalya’yı
solladığına göre bundan sonra kendi
tasarımlarını yapması lazımdı. Ama
tasarımları dışarıya yapmakta tıkandılar
ve tekrar İtalya’ya geri döndüler.
“Tasarım
alanında titizlik göstermeden başarılı
olunmaz”
Önce
Türkiye’den tasarım satın almak isteyen
Çin’e. şimdi İtalya tasarım satmaya
başladı. Bizim tasarım alanında
sıkıntılarımız var. Ama çok güçlü
üniversitelerimizdeki hocalarımızın
yetiştireceği gençlerle bu açığımızı
kapatırız diye düşünüyoruz. OMSİAD’ın
almış olduğu bazı kararların içinde
tasarım boyutunun geliştirmesine yönelik
kurallar var; örneğin OMSİAD ‘a üye
olmak için firmaların mutlaka kendi
bünyesinde tasarımcı olması gerekiyor.
Bu çok adil olmayan sistem gibi
düşünülebilir ama değil, biz ileriki
yılları kurtarmak için böyle bir
uygulamayı mecbur kıldık. Bu firmalar
tasarım alanında titizlik göstermekte ve
başarılı olmaktalar.
Dış pazarda
yapılan rekabetin çok çeşitli türleri
var. Vergiler, hammaddeler, enerji gibi
konuların dışında tabi daha farklı
faktörler de var. Mesela son 10 yıldır
sorunun nerede olduğunu bulmaya ilişkin
gayretlerde mobilya sektöründe anti
damping piyasasının içerisine girmeye
çaba sarf edeceğiz. Ve bununla birlikte
hızlı bir şekilde girişimlerde
bulunuyoruz. Sırf rekabetin oluşabilmesi
için sektör içindeki firmaların
bilinçlendirilmesi lazım. Uzak Doğu’da
oluşmuş olan 7 ülkeden oluşan
federasyonun bizim ülkemize 1 yılda
sattığı ürünlerin değeri 12 milyon
dolar. Biz bu 7 ülkeye 9 bin dolarlık da
ürün ihraç etmişiz.
Bunun
nedenlerinden biri de sektör dışındaki
kişilerin Uzak Doğu’dan mobilya
sektörüne yönelik ürünler getirterek,
bunları iç piyasaya sunmak burada
ailesine yine iş imkanı yaratmak...
“Sektörün dışından gelen kişiler
sektörümüze zarar vermekteler”
Mobilya
sektörünü bilmeyen, üretim yapmayı
kavrayamamış, konunun çok dışındaki
insanlar da sistemin içerisine girmeye
başladı. Canlı hayvan ihracatı yapan
bile, “Mobilyada para var” diye bu işe
girdi. Antalya’da Hollanda’ya yaş çiçek
satan bir firma Hollanda’da bulduğu
mobilyaları burada satmak için bir
mağaza açtı. Bu örnekleri
çoğaltabiliriz. Sektörün dışından gelen
kişiler sektörümüze zarar vermekteler.
Onlar da ticaret yapsın tabi; ama az
önce söylediğimiz gibi devletin çok
süratli tedbirler alması lazım. Anti
damping yasalarıyla ilgili olarak
mobilya sanayinin mutlaka ve mutlaka
birşeyler yapması gerekiyor; çünkü 480
bin firmada yaratılan istihdam göz göre
göre yok olup gidecektir.
“Türkiye’de mobilya sanayi bir makine
çöplüğüne dönüşmek üzeredir”
Türkiye’de
mobilya sanayi makine çöplüğüne dönüşmek
üzeredir. Makine firmaları çok ciddi bir
şekilde küçük atölyeleri ikna ederek
onlara büyük makineler satmaktalar.
Mobilya sektöründe para var, hareket var
diyerek, pazar bilgisi, iş heyecanı
olmayan kişilere leasing yöntemiyle CNC
makineler satmaktalar, ama bu şekilde
satılan makineler ya sahibinin elinden
gidecektir yada çöplük olacaktır.
Bu
makineleri leasing yöntemiyle alanlar
bunları sonra bedavaya tekrar geri iade
etmektedir. İç Anadolu’da bu konu ciddi
bir skandal haline gelmiştir. Yavaş
yavaş doğu bölgelerine doğru
kaymaktadır. Orada da bilinçsiz
firmaların sayısı artmaktadır.”
Panelde
ikinci olarak söz alan
MUDER Başkanı
Ali Ayçenk de sektöründeki
gelişmeler üzerinde durdu:
1970’de
Türkiye’de yaşanan bazı olumsuzluklara
rağmen tüm firmalar önemli aşamalar
kaydetmiş, sektörümüz gelişme
göstermiştir.
“Firmaların Ar-Ge çalışmalarına ağırlık
vermelerini teşvik etmek lazım”
Avrupa ile
yarışır hale gelen sektörümüz sesini
daha iyi duyurabilmek için ev, büro,
mutfak mobilyaları üzerine üç dernek
kurdu. Derneklerimiz faaliyetleriyle,
kendi çabalarıyla sektördeki dünya
pazarlarına açılmayı başardılar. Bundan
sonra derneklerimizin en büyük faaliyet
alanı firmalarımızın gelişimine katkıda
bulunmaktır.
Sektörde
başarılı olabilmek için, firmaların Ar-Ge
çalışmalarına ağırlık vermelerini teşvik
etmek ve bu şekilde de daha kuvvetli
hale gelmelerini sağlamamız gerektiğine
inanıyorum. Türkiye’de mutfak ve mobilya
sektörü imalat ve imalatçıları sürekli
artmaktadır.
“Türkiye”de % 80’i markasız üretim
yapan 300 bin adetlik bir mutfak pazarı
vardır”
Derneğin
üyesi olan birçok arkadaşımız da dış
pazarlarda yerini almaya başlamıştır.
Türkiye’de ortalama 250–300 bin adetlik
mutfak pazarı mevcuttur. Bu mevcut olan
pazar içinde de maalesef markalı olan
firmaların payı %20 civarındadır. %80’i
markasız yani bizim tabir ettiğimiz
şekliyle, merdiven altı üreticiler
tarafından üretilmektedir. Standartlara
dikkat eden garantili kaliteli üretim
yapan firmalar piyasada bazen
zorlanmaktadır. Özellikle inşaat
sektöründe aynı rekabet koşulları
içerisinde bazı küçük firmalarla
karşılaşılmaktadır. Bunlar sektörümüzün
genel problemleridir. MUDER olarak bizim
yapmamız gereken üyelerimizi daha
kuvvetli bir noktaya getirmektir.
Bizim
sektörde 200’den fazla çalışanı olan 30
civarında firma mevcuttur. 50 üzerinde
çalışanı olan firma sayısı da aşağı
yukarı 130 –140 seviyelerindedir.
Fabrikasyon üretim yapan firmalar
istihdam düzeylerine paralel olarak
büyük firmalardan oluşmaktadır tabi.
Fabrikasyon üretimi artırmak için burada
bize devletin de yardımcı olması, destek
vermesi gerekir ama biz maalesef
Türkiye’de kendi çabalarımızla
sektörümüzü geliştirmeye çalıştık.
“Türkiye’de birçok firma AB ülkeleriyle
rekabet edebilecek bir düzeye
gelmiştir.”
Şu anda
dünya mobilya ihracatında büyük ölçüde
AB ülkeleri söz sahibidir. Birçok AB
ülkesinde mobilya imalatı temel bir
endüstridir ve dünya ile rekabetçi bir
konuma gelmiştir. Türkiye’de birçok
firmamız AB ülkeleriyle rekabet
edebilecek bir düzeye gelmiştir. Zaten
firmalarımız genel olarak sanayilerini
kuvvetlendirdi ve büyük bir sanayi
kapasitesine sahip olduk. Ama tabi
önemli olan Ar-Ge çalışmalarına ağırlık
vermemiz gerekiyor. Ve burada yeni
tasarımlar, yeni ürünler üreterek
pazarda daha fazla söz sahibi olmamız
gerekiyor. Ar-Ge çalışmaları yapan
firmalar dünya pazarlarında yerlerini
kısa sürede alacaklardır. Onların
ürünleri sanayileşmiş AB ülkeleriyle
rekabet edecek düzeydedir.
Fuarımızı
üyelerimizden gelen talep üzerine 2
senede bir yapmak gibi düşüncelerimiz
var ve bunu da büyük ihtimalle
uygulamayı düşünüyoruz. Yurtdışındaki
fuarlarda özellikle Milano gibi büyük
fuarlarda sektörümüzdeki firmaları takip
ediyoruz ve daha çok MUDER bünyesindeki
firmaları bir katalog içerisinde
toplayarak tanıtma arzusu içerisindeyiz.
Bu iki sene içerisinde bütün dünyadaki
fuarlarda kendi fuarımızı tanıtma
çalışmalarını başarılı yürütebilirsek
tam anlamıyla uluslararası bir düzeyde
bir fuar yapabileceğimize inanıyorum.
Sizlerin de
bildiği gibi mobilya sektörü, inşaat
alanındaki gelişmelere de paralel olarak
sürekli büyüyor. Bu arada 2004’te
başlayan genişleme, 2005’te de bayağı
hissedilir duruma geldi.
“2006’da
mortage sisteminin devreye girmesiyle de
bu biraz daha büyüyeceğine inanıyoruz”
Katılımcıların ardından toparlayıcı bir
konuşmayapan Nesip Uzun , sorunların
arasında vergilerin, maliyetlerin,
hammadde ve enerji kaynaklarının dünya
standart fiyatlarının üzerinde olmasının
da yer aldığını ve bu konuda Orman
Sanayi Bakanlığı’nın sektöre bir
açıklama yapmasının gerektiğini söyledi.
Panelin soru
cevap kısmında özellikle öğretim üyeleri
çeşitli saptamalarda bulundu. Söz alan
İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Endüstri
Mühendisliği Bölüm Başkanı Ahmet
Kurtoğlu, Türkiye mobilya sanayisinin
Avrupa Birliği ile rekabette ilk 5
sektör arasında geldiğini, ancak
Türkiye’nin en büyük eksikliğinin de bu
sektördeki veri tabanı yoksunluğu
olduğunu söyledi. Kendi yaptırdıkları
araştırmaların DİE‘ nin verilerinden çok
daha sağlıklı olduğun öne sürerek,
sektör temsilcilerinin üniversitelerle
üretim, projelendirme, planlama,
pazarlama konusunda bilgi alışverişinde
bulunmaları ve işbirliği yapmaları
gerektiğinin altını çizdi.
Çevre ve
geri dönüşüm konularına dikkat çeken
İ.T.Ü Mimarlık Fakültesi Endüstri
Ürünleri Tasarım Bölümü Öğretim Üyesi
Doç. Dr. Seçil Satır da, özellikle daha
yüksek teknolojiler ve kaliteli
tasarımın önemine dikkat çekti.
26 KİŞİLİK FEMB HEYETİ OFİS MOBİLYA
FUARINI ZİYARET ETTİ
Beylikdüzü’ndeki TÜYAP fuar merkezinde 4
gün borunca süren OFFICETEK 2005’in en
önemli konukları arasında Avrupa Ofis
Mobilyacıları Federasyonunu (FEMB)
temsilen İstanbul’a gelen 26 kişilik
ziyaretçi grubu da vardı.
Bu değerli
konuklardan 9’u (Mr. Marc Williame, Mr.Serge
Gaichies, Mr. Jacky Beal, Mrs. Melina
Rollin, Mr. Daniel Torre, Mr. Gerard
Lega, Mr. Christian Brescianini, Mrs.
Odile Duchenne, Mr. Oliver Dellon)
Fransız Delegasyonunu, 8’i ( Mr. and Mrs.
Carl Van Marche, Mr. Alain Fauviau, Mr.
Jean Marie Onclin, Mr. Jean Michel Denis,
Mr. Philipe Calleweart, Mr. Jean
Francois Vrynes) Belçika Delegasyonunu,
6’sı ( Mr. Weinert, Mr. Mieth and Mrs.
Mieth, Mr. Albinger, Mr. Hund and Mrs.
Hund) Alman Delegazyonunu, 3’ü de ( Mr.
Giovanni Dalpasso, Mr. Cocilovo, Mr.
Sbrogio) İtalyan Delegasyonunu temsil
etmekteydiler.
Konuklar
fuarın özellikle Ofis Mobilyaları Bölümü
ile derinden ilgilenip, notlar tuttular,
stand görevlileri ile bilgi
alışverişinde bulundular.
FEMB
Delegasyonu bu arada bir ofis mobilya
fabrikasını ziyaret edip imalatı görmek
istediklerinden fuar sahasına en yakın
tesis olan DELTA Ofis Mobilya
fabrikasına götürülüp kendilerine geniş
bilgi ve daha sonra da Türk Ofis
Mobilyası sektörü ile ilgili brifing
verildi.
FEMB
Delegasyonu bir gece de Boğaz’daki bir
balık lokantasında ağırlandıktan sonra
memnun bir şekilde ülkemizden
ayrıldılar.
8. ULUSLARARASI OFIS MOBILYA VE
DEKORASYON FUARI(29 EYLUL-2 EKIM 2005)
AÇILIŞI
|