ANASAYFA  |  OMSİAD  |  BAŞKANIN MESAJI  |  ÜYELER  |  OFISTEK FUAR  |  SOSYAL FAALIYETLER  |  ISTATISTIKLER  |  ÜYE HABERLERİ  |  İLETİŞİM
 
   
 
 

click here for english

ULUSLAR ARASI İSTANBUL MOBİLYA FUARI

8. MOBİLYA, DEKORASYON VE AKSESUARLARI FUARI TÜYAP FUAR VE  KONGRE
MERKEZİ- BEYLİKDÜZÜ’NDE HAZIRLANIYOR….

FUAR VE ETKİNLİKLERİNİN HER YIL OLDUĞU GİBİ YOĞUN İLGİ GÖRECEĞİ KESİN.....

TÜYAP Tüm Fuarcılık Yapım A.Ş. ile OMSİAD (Ofis Mobilyaları Sanayici ve İşadamları  Derneği ) işbirliği ile düzenlenen 8. Mobilya, Dekorasyon ve Aksesuarları Fuarı   
29 Eylül-2 Ekim 2005
tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi Beylikdüzü,  Istanbul’da düzenlenecektir.

ULUSLAR ARASI İSTANBUL MOBİLYA FUARI 2005, yüksek teknolojiyle üretilmiş,
yeni yüzyılın estetik standartlarıyla donatılmış ofis & ev  mobilyası ve aksesuarlarınının
bir arada sergilenmesi, ofislerde ve evlerde fonksiyonel mekan çözümlerini bir arada
sunmak ve ilgilileri tek bir çatı altında sektör ile buluşturmak amacıyla hazırlanmaktadır.

Bir önceki  fuara 12 ülkeden toplam 116 firma ve firma mümessilliği katılmış, fuar
7975 kişi tarafından ziyaret edilmiştir .Fuarı ziyaret eden profesyonel ziyaretçilerin
ve ilgililerin firma faaliyet alanları dağılımı; Mobilya Sanayi ve Yan Sanayi, Mimar,
İç mimar ve Dekorasyon Firmaları, Ev tekstili , Otel,Tatil köyü ve Turizm  Tesisleri,
Kamu Kurum ve Kuruluşları, Bankacılık ve Sigorta Şirketleri, Eğitim Kuruluşları, Sağlık Kuruluşları, Basın-Reklam ve Matbaalar, Bilgisayar Yazılım Şirketleri, Aydınlatma
Sanayi, Halı, Cam Sanayi ve Kırtasiyedir.

Dünyanın dört bir yanından tarafından fuarı ziyaret etmesi beklenen uluslararası ziyaretçiler  yeni ;teknolojileri  ve gelişmeleri  fuar sırasında değerlendirebilme olanağına sahip olacaklardır.
Fuar esnasında gerçekleştirilecek olan özel promosyon paketleri ve etkinliklerinin tüm sektörün ilgisini çekeceği kesin...

OFİS VE EV MOBİLYALARI sektörünün öncü ve önde firmaları sizleri yenilik ve
yaratıcılığın şehrinde buluşmaya davet eder…

ULUSLAR ARASI İSTANBUL MOBİLYA FUARI 2005; 29,30 Eylül,1 Ekim günlerinde saat
10:00-19:00, 2 Ekim  2005 günü ise 10:00-18:00 saatleri arasında ziyaret edilebilecektir.

8. Mobilya,Dekorasyon ve Aksesuarları Fuarı herkesi Doğu ile Batının birleştiği kent
İstanbul’a saygı ile davet eder....

Fuar, etkinlik programı ve defileler için Internet sitelerimizden bilgi alabilir veya bizler ile
temas kurabilirsiniz.

Ekin Yayın Grubu olarak Uluslararası İstanbul Fuarı’nda düzenlediğimiz  ve OMSİAD ile MUDER Başkanlarının da katıldığı panelde sektörün ihracat imkanları tartışıldı:
 



 Sektörel Örgütlerin Temsilcileri,Yurtdışı Pazarlardan Ümitli

Her yıl yayınladığı ve Türk mobilya endüstrisinin ihracat rehberleri olan FURNITURK ciltleri ile imalatçılarımızı uluslararası fuarlara taşıyan EKİN Yayın Grubu, sektörün yurtdışına dönük yüzünü temsil eden sorumlu yayıncılığın bilinciyle, Uluslararası İstanbul Fuarı sırasında “TÜRK MOBİLYA SEKTÖRÜNÜN ULUSLARARASI PAZARLARDA REKABET İMKANLARI” adlı bir panel düzenledi.

Akademisyenler, firma ve sektör temsilcileri ile basın mensuplarının hazır bulunduğu ve yayın grubumuzun imtiyaz sahibi Nesip Uzun’un yönettiği panele OMSIAD Başkanı Adem YILMAZ ile MUDER Başkanı Ali AYÇENK katıldılar. Konuşmacılar panelde, sektörün durumu, üretim ve ihracat verileri, rekabet koşulları, sorun ve çözümleri ile dış pazar şansları hakkındaki görüşlerini dile getirerek, dinleyicilerin bu konulardaki sorularını yanıtladılar.

Panel, TÜYAP Fuar ve Kongre merkezi’nin Karadeniz Salonu’nda, 1 Ekim 2005 Cumartesi günü saat 14.00’te, yayın Grubumuzun imtiyaz sahibi Nesip Uzun’un yaptığı açılış konuşması ile başladı.

Sözlerine konunun bir panelin süresi ile sınırlandırılamayacak kadar önemli olduğunu vurgulayarak  başlayan Uzun, Türkiye’nin, rekabetin giderek kızıştığı bir ülke olarak, önümüzdeki süreçte bunu Türk girişimcilerinin lehine dönüştürebilecek günlere gebe olduğu belirtti ve andından sektörün bu potansiyeli iyi kullanması gerektiğine dikkat çekti. Konuşmasında sektörün buluştuğu Milano, Köln, Paris gibi Avrupa fuarlarında Uluslararası İstanbul Mobilya Fuarı’nda görülen ürün çeşitliliği ve tasarım zenginliğinin çok ötesinde ürünler bulunmadığının altını çizen Uzun sözlerine şöyle devam etti:

 “2005 yılı Avrupa mobilya fuarlarının en önemli partneri Türk mobilya sektörü olmuştur”

 Türk mobilya sektörü son 10 yılda ulaştığı çok yönlü boyutlarıyla bölgede etkili bir güç olduğunu kanıtlamıştır. Bu öyle bir güç ki, 2005 yılı Avrupa mobilya fuarlarının en önemli partneri Türk mobilya sektörü olmuştur. Gerek katılımcı gerek ziyaretçi açısından Türk mobilya sektörü Avrupa, Orta Doğu ve yakın bölgelerdeki fuarlara tam bir çıkartma gerçekleştirmiştir.

“Avrupa’da üretim gerileyerek asli bir unsur olmaktan çıkmıştır”

Avrupa’da genel anlamda gerileyen üretim, mobilya sektörüne de yansımış ve gerek yonga levha, mdf, panel sektöründe gerekse aksesuar ve yan sanayi sektöründe üretim asli unsur olarak artık Avrupa’nın projelerinden çıkmıştır.

Türk mobilyasının, kalite çıtası açısından Uzak Doğu ürünlerine olan üstünlüğü Avrupa’da rekabet şansımızı daha da artırmıştır. Bunun yanında  Orta Doğu ve yakın bölgelerdeki ihracatımız her yıl daha da artmaktadır.”

Panelde ikinci olarak söz alan OMSİAD Başkanı Adem Yılmaz da sektörün gelişimi ve sektörel arenada yaşanan sorunlardan bahsetti:

“Ofis mobilya pazarında Türkiye dünyada ilk 7, Avrupa’da ise ilk 5 sırada”

“Mobilya sektörünün yıldızının parlama dönemleri 1980’lerden sonra oluşmuştur. Aslında 1960’larda yok satan birkaç firmanın dışında, hiçbir kuruluş sektöre cesaret edip girememiştir. Ama bugün bu sektöre giren firmalar inanılamayacak aşamalar kaydetmiştir.

İkinci kuşağın devreye girmesiyle özellikle dış pazarlara açılabilme cesareti gösteren, lisan bilen ve bununla birlikte de görgü ve kültürlerini birinci kuşaktan daha ilerilere taşıyan gençlerimizin bu başarıda imzası olduğunu düşünüyorum. Onlar dünyada ilk 7, Avrupa’da ilk 5’e yerleştiler. Bu veriler  Avrupa ülkeleri içinden tek OMSİAD’ı üye olarak kabul eden Avrupa Mobilyacılar Birliği’nin bize ilettikleri sıralamalardır. Böylesine büyük bir başarı, sektörün dünya pazarlarından da aldığı payı artırmasını gerektirmektedir.

“ihracat yaptığımız ülke rakamı ise  93’e çıkıyor. Bu büyük bir başarıdır”

İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Üyesiyim. İhracatçılar Birliği’nde mobilya sektörünün tamamıyla ilgiliyim. Orada edindiğimiz veriler ışığında bilgiler sunuyorum. Bugün Türkiye’deki ofis mobilya sanayinin 80 ülkeye ihraç yapar hale gelmesini bazı arkadaşlarımız inandırıcı bulmamışlardı. Bu bizi çok üzmüştü; fakat önümüzdeki ay ihracat yaptığımız ülke sayısı 93’e çıkıyor. Bu büyük bir başarıdır.

“Türkiye’nin 280 milyon dolar ciro ihracat rakamıyla, dünyadan aldığı  pazar payları son derece düşük”

93 ülkeye ihracat yapan sektörün buradan aldığı payı değerlendirdiğimizde; Çin’in 113 milyar dolar , İkinci sırada yer alan  İtalya’nın 102 milyar dolarlık ihracat yaptığını düşünerek Türkiye’nin 280 milyon dolar ciro ihracat rakamıyla dünyadan aldığı pazar paylarının son derece düşük olduğunu görürüz.

“Genele bakıldığında devlete kayıtlı 480 bin firmanın olduğunu  göreceksiniz”

Ofis mobilya sanayi ve diğer mobilya sanayilerini birleştirdiğiniz zaman devlete kayıtlı 480 bin firmanın olduğunu göreceksiniz. Her firmada üçer kişinin çalıştığını varsaydığımızda tekstilden sonra en büyük istihdamı yaratan sektörün “mobilya” olduğunu göreceksiniz.

“Hazır olmadan dış pazarlara açılan, ürün taklit eden  firmaların ülke  sektörüne zarar  verdiği bir gerçektir”

Bir çok firmamız dünyanın dört yerindeki fuarları dolaşmaktadır. Özellikle A.B.D başta olmak üzere önemli fuarlarda ürünlerini sergileyen önemli firmalarımızın önde gelen bazı isimleri çıtamızı yükseltmektedir. Hazır olmadan dış pazarlara açılan firmaların ise ülke sektörüne zarar verdiği bir gerçektir. Bu gerçekten maalesef pay almaktayız, ürün taklit ederek  kötü kopyayla ürünlerini yurtdışı fuarlarda sergileyen firmalar ülkemize zarar vermektedir. Bunu Almanya’da Köln’de, Fransa’da yaşadık. En son mobilyanın çok ama çok rekabet ettiği Dubai’de gördük ki bu firmaların hazır olmadan yurtdışına çıkmaları kesinlikle kendilerine ve bizim ülkemize zarar vermektedir.

“Bugün ülkemiz mobilya sanayinde bölgesel liderliğe koşmaktadır”

Bilindiği gibi Avrupa’da, İngiltere, Almanya, Fransa başta olmak üzere bir çok ülke yüksek maliyetlerden dolayı mobilya üretimlerine son vermiştir.

Bunların çoğu Bulgaristan, Romanya, Polanya, Çekoslavakya’da, bir kısmı da Çin’de üretim yapmaktadır. Başarısız üretimlerden ağzı yanan firmalar tekrar Türkiye’ye dönmüş durumdadır. Geçtiğimiz haftalarda İtalyan devletinin bizim derneğimizi İtalya’ya davet ederek “Birlikte ne tarz işler yapabiliriz ?” demelerindeki gerçek de buydu.

“Berlusconi’nin Türkiye’ye yapacağı ziyarette yaklaşık 80 mobilya firması  işbirliği için  Türkiye’ye gelecek”

Bu işbirliği için gelecek olan firmalarla çok iyi diyalog kurup onların isteklerini değil bizim isteklerimizi kabul ettirmek mecburiyetindeyiz. Onlar Türkiye’yi basamak yapıp pazarında kullanmak isteyeceklerdir. Bizler de tam tersi içerideki sığ olan pazarda size pay veremiyoruz. Biz sizin üretiminizi yapmak istiyoruz mesajlarını vermemiz gerekmektedir. Şayet biz bu mesajları sağlıklı iletirsek onların da ekmeğine yağ sürmüş oluyoruz, çünkü onlar da Çin’den kurtulacaklar veya başarısız üretim yapan Bulgaristan, Romanya gibi ülkelerden de sıyrılmış olacaklar.

Bazı meslektaşlarımız yan sanayicilik ya da onlara parça yapmanın çok doğru olmayacağını söylüyorlar. Ben de bunu kabul ediyorum ama başlangıçta basamakları çıkarken bunları da yapmakta yarar var diye düşünüyorum.

“Marka olmak için bazı kriterleri yerine getirmek lazım,  birdenbire marka olunmuyor”

Tabiki marka olmak ileriki yıllarda bizim hedeflerimizden biri olacaktır. Ama birden bire markalı olunmuyor. Markalı olabilmek için bazı kriterleri yerine getirmek gerekiyor; yani işi iyi öğrenmek gerekiyor.

Bugün Çin ihracatta 113 milyar dolara ulaşırken, ilk yaptıkları iş İtalyanların tasarımlarını onlara çok ucuza uygulayarak fasonculuğunu yapmaktı ve bu sayede kendilerini belli bir noktaya getirmişlerdi. Bugün Çin İtalya’yı solladığına göre bundan sonra kendi tasarımlarını yapması lazımdı. Ama tasarımları dışarıya yapmakta tıkandılar ve tekrar İtalya’ya geri döndüler.

“Tasarım alanında titizlik göstermeden başarılı olunmaz”

Önce Türkiye’den tasarım satın almak isteyen Çin’e. şimdi İtalya tasarım satmaya başladı. Bizim tasarım alanında sıkıntılarımız var. Ama çok güçlü üniversitelerimizdeki hocalarımızın yetiştireceği gençlerle bu açığımızı kapatırız diye düşünüyoruz. OMSİAD’ın almış olduğu bazı kararların içinde tasarım boyutunun geliştirmesine yönelik kurallar var; örneğin OMSİAD ‘a üye olmak için firmaların mutlaka kendi bünyesinde tasarımcı olması gerekiyor. Bu çok adil olmayan sistem gibi düşünülebilir ama değil, biz ileriki yılları kurtarmak için böyle bir uygulamayı mecbur kıldık. Bu firmalar tasarım alanında titizlik göstermekte ve başarılı olmaktalar.

Dış pazarda yapılan rekabetin çok çeşitli türleri var. Vergiler, hammaddeler, enerji gibi konuların dışında tabi daha farklı faktörler de var. Mesela son 10 yıldır sorunun nerede olduğunu bulmaya ilişkin gayretlerde mobilya sektöründe anti damping piyasasının içerisine girmeye çaba sarf edeceğiz. Ve bununla birlikte hızlı bir şekilde girişimlerde bulunuyoruz. Sırf rekabetin oluşabilmesi için sektör içindeki firmaların bilinçlendirilmesi lazım. Uzak Doğu’da oluşmuş olan 7 ülkeden oluşan federasyonun bizim ülkemize 1 yılda sattığı ürünlerin değeri 12 milyon dolar. Biz bu 7 ülkeye 9 bin dolarlık da ürün ihraç etmişiz.

Bunun nedenlerinden biri de sektör dışındaki kişilerin Uzak Doğu’dan mobilya sektörüne yönelik ürünler getirterek, bunları iç piyasaya sunmak burada ailesine yine iş imkanı yaratmak...

“Sektörün dışından gelen kişiler  sektörümüze zarar vermekteler”

Mobilya sektörünü bilmeyen, üretim yapmayı kavrayamamış, konunun çok dışındaki insanlar da sistemin içerisine girmeye başladı. Canlı hayvan ihracatı yapan bile, “Mobilyada para var” diye bu işe girdi. Antalya’da Hollanda’ya yaş çiçek satan bir firma Hollanda’da bulduğu mobilyaları burada satmak için bir mağaza açtı. Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Sektörün dışından gelen kişiler sektörümüze zarar vermekteler. Onlar da ticaret yapsın tabi; ama az önce söylediğimiz gibi devletin çok süratli tedbirler alması lazım. Anti damping yasalarıyla ilgili olarak mobilya sanayinin mutlaka ve mutlaka birşeyler yapması gerekiyor; çünkü  480 bin firmada yaratılan istihdam göz göre göre yok olup gidecektir.

“Türkiye’de mobilya sanayi bir makine çöplüğüne dönüşmek üzeredir”

Türkiye’de mobilya sanayi makine çöplüğüne dönüşmek üzeredir. Makine firmaları çok ciddi bir şekilde küçük atölyeleri ikna ederek onlara büyük makineler satmaktalar. Mobilya sektöründe para var, hareket var diyerek, pazar bilgisi, iş heyecanı olmayan kişilere leasing yöntemiyle CNC makineler satmaktalar, ama bu şekilde satılan makineler ya sahibinin elinden gidecektir yada çöplük olacaktır.

Bu makineleri leasing yöntemiyle alanlar bunları sonra bedavaya tekrar geri iade etmektedir. İç Anadolu’da bu konu ciddi bir skandal haline gelmiştir. Yavaş yavaş doğu bölgelerine doğru kaymaktadır. Orada da bilinçsiz firmaların sayısı artmaktadır.”

Panelde ikinci olarak söz alan MUDER Başkanı Ali Ayçenk de sektöründeki gelişmeler üzerinde durdu:

1970’de Türkiye’de yaşanan bazı olumsuzluklara rağmen tüm firmalar önemli aşamalar kaydetmiş, sektörümüz gelişme göstermiştir.

“Firmaların Ar-Ge  çalışmalarına ağırlık vermelerini teşvik etmek lazım”

Avrupa ile yarışır hale gelen sektörümüz sesini daha iyi duyurabilmek için ev, büro, mutfak mobilyaları üzerine üç dernek kurdu. Derneklerimiz faaliyetleriyle, kendi çabalarıyla sektördeki dünya pazarlarına açılmayı başardılar. Bundan sonra derneklerimizin en büyük faaliyet alanı firmalarımızın gelişimine katkıda bulunmaktır.

Sektörde başarılı olabilmek için, firmaların Ar-Ge çalışmalarına ağırlık vermelerini teşvik etmek ve bu şekilde de daha kuvvetli hale gelmelerini sağlamamız gerektiğine inanıyorum. Türkiye’de mutfak ve mobilya sektörü imalat ve imalatçıları sürekli artmaktadır.

“Türkiye”de % 80’i markasız üretim  yapan 300 bin adetlik bir mutfak  pazarı vardır”

Derneğin üyesi olan birçok arkadaşımız da dış pazarlarda yerini almaya başlamıştır. Türkiye’de ortalama 250–300 bin adetlik mutfak pazarı mevcuttur. Bu mevcut olan pazar içinde de maalesef markalı olan firmaların payı %20 civarındadır. %80’i markasız yani bizim tabir ettiğimiz şekliyle, merdiven altı üreticiler tarafından üretilmektedir. Standartlara dikkat eden garantili kaliteli üretim yapan firmalar piyasada bazen zorlanmaktadır. Özellikle inşaat sektöründe aynı rekabet koşulları içerisinde bazı küçük firmalarla karşılaşılmaktadır. Bunlar sektörümüzün genel problemleridir. MUDER olarak bizim yapmamız gereken üyelerimizi daha kuvvetli bir noktaya getirmektir.

Bizim sektörde 200’den fazla çalışanı olan 30 civarında firma mevcuttur. 50 üzerinde çalışanı olan firma sayısı da aşağı yukarı 130 –140 seviyelerindedir. Fabrikasyon üretim yapan firmalar istihdam düzeylerine paralel olarak büyük firmalardan oluşmaktadır tabi. Fabrikasyon üretimi artırmak için burada bize devletin de yardımcı olması, destek vermesi gerekir ama biz maalesef Türkiye’de kendi çabalarımızla sektörümüzü geliştirmeye çalıştık.

“Türkiye’de birçok  firma AB ülkeleriyle rekabet edebilecek bir düzeye gelmiştir.”

Şu anda dünya mobilya ihracatında büyük ölçüde AB ülkeleri söz sahibidir. Birçok AB ülkesinde mobilya imalatı temel bir endüstridir ve dünya ile rekabetçi bir konuma gelmiştir. Türkiye’de birçok firmamız AB ülkeleriyle rekabet edebilecek bir düzeye gelmiştir. Zaten firmalarımız genel olarak sanayilerini kuvvetlendirdi ve büyük bir sanayi kapasitesine sahip olduk. Ama tabi önemli olan Ar-Ge çalışmalarına ağırlık vermemiz gerekiyor. Ve burada yeni tasarımlar, yeni ürünler üreterek  pazarda daha fazla söz sahibi olmamız gerekiyor. Ar-Ge çalışmaları yapan firmalar dünya pazarlarında yerlerini kısa sürede alacaklardır. Onların ürünleri sanayileşmiş AB ülkeleriyle rekabet edecek düzeydedir.

Fuarımızı üyelerimizden gelen talep üzerine 2 senede bir yapmak gibi düşüncelerimiz var ve bunu da büyük ihtimalle uygulamayı düşünüyoruz. Yurtdışındaki fuarlarda özellikle Milano gibi büyük fuarlarda sektörümüzdeki firmaları takip ediyoruz ve daha çok MUDER bünyesindeki firmaları bir katalog içerisinde toplayarak tanıtma arzusu içerisindeyiz. Bu iki sene içerisinde bütün dünyadaki fuarlarda kendi fuarımızı tanıtma çalışmalarını başarılı yürütebilirsek tam anlamıyla uluslararası bir düzeyde bir fuar yapabileceğimize inanıyorum.

Sizlerin de bildiği gibi mobilya sektörü, inşaat alanındaki gelişmelere de paralel olarak sürekli büyüyor. Bu arada 2004’te başlayan genişleme, 2005’te de bayağı hissedilir duruma geldi.

 “2006’da mortage sisteminin devreye girmesiyle de bu biraz daha büyüyeceğine inanıyoruz”

Katılımcıların ardından toparlayıcı bir konuşmayapan Nesip Uzun , sorunların arasında vergilerin, maliyetlerin, hammadde ve enerji  kaynaklarının dünya standart fiyatlarının üzerinde olmasının da yer aldığını ve bu konuda Orman Sanayi Bakanlığı’nın sektöre bir açıklama yapmasının gerektiğini söyledi.

Panelin soru cevap kısmında özellikle öğretim üyeleri çeşitli saptamalarda bulundu. Söz alan İ.Ü. Orman Fakültesi Orman Endüstri Mühendisliği Bölüm Başkanı Ahmet Kurtoğlu, Türkiye mobilya sanayisinin Avrupa Birliği ile rekabette ilk 5 sektör arasında geldiğini, ancak Türkiye’nin en büyük eksikliğinin de bu sektördeki veri tabanı yoksunluğu olduğunu söyledi. Kendi yaptırdıkları araştırmaların DİE‘ nin verilerinden çok daha sağlıklı olduğun öne sürerek, sektör temsilcilerinin üniversitelerle üretim, projelendirme, planlama, pazarlama konusunda bilgi alışverişinde bulunmaları ve işbirliği yapmaları gerektiğinin altını çizdi.

Çevre ve geri dönüşüm konularına dikkat çeken İ.T.Ü Mimarlık Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarım Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Seçil Satır da, özellikle daha yüksek teknolojiler ve kaliteli tasarımın önemine dikkat çekti.

26 KİŞİLİK FEMB HEYETİ OFİS MOBİLYA FUARINI ZİYARET ETTİ

Beylikdüzü’ndeki TÜYAP fuar merkezinde 4 gün borunca süren OFFICETEK 2005’in en önemli konukları arasında  Avrupa Ofis Mobilyacıları Federasyonunu (FEMB) temsilen İstanbul’a gelen 26 kişilik ziyaretçi grubu da vardı.

Bu değerli konuklardan 9’u (Mr. Marc Williame, Mr.Serge Gaichies, Mr. Jacky Beal, Mrs. Melina Rollin, Mr. Daniel Torre, Mr. Gerard Lega, Mr. Christian Brescianini, Mrs. Odile Duchenne, Mr. Oliver Dellon)  Fransız Delegasyonunu, 8’i ( Mr. and Mrs. Carl Van Marche, Mr. Alain Fauviau, Mr. Jean Marie Onclin, Mr. Jean Michel Denis, Mr. Philipe Calleweart, Mr. Jean Francois Vrynes) Belçika Delegasyonunu, 6’sı ( Mr. Weinert, Mr. Mieth and Mrs. Mieth, Mr. Albinger, Mr. Hund and Mrs. Hund) Alman Delegazyonunu, 3’ü de ( Mr. Giovanni Dalpasso, Mr. Cocilovo, Mr. Sbrogio) İtalyan Delegasyonunu temsil etmekteydiler.

Konuklar fuarın özellikle Ofis Mobilyaları Bölümü ile derinden ilgilenip, notlar tuttular, stand görevlileri ile bilgi alışverişinde bulundular. 

FEMB Delegasyonu bu arada bir ofis mobilya fabrikasını ziyaret edip imalatı görmek istediklerinden fuar sahasına en yakın tesis olan DELTA Ofis Mobilya fabrikasına götürülüp kendilerine geniş bilgi ve daha sonra da Türk Ofis Mobilyası sektörü ile ilgili brifing verildi.

FEMB Delegasyonu bir gece de Boğaz’daki bir balık lokantasında ağırlandıktan sonra memnun bir şekilde ülkemizden ayrıldılar. 

8. ULUSLARARASI OFIS MOBILYA VE DEKORASYON FUARI(29 EYLUL-2 EKIM 2005) AÇILIŞI
 

OMSİAD PANEL

YABANCI DELEGASYON

 
 
ÜYELİK
  Üye No
  Şifre
 
Üyelerimiz
Nasıl Üye Olunur?
Şifremi Unuttum

 


Bu sayfalar ve Internet'teki pek çok site en iyi 1024x768 ekran çözünürlügü ve true-color renk ayari ile izlenebilir.
En son browserlari (Internet Explorer 5+ ve/veya Netscape 6+) kullanmanizi tavsiye ederiz.

© 2005 OMSIAD